Ulu önderimiz Atatürk’ün hatıralarını okumayan çoğu insanın bilmediği birçok özelliği vardır. Bunlardan biri de hayvanlara, bilhassa Atatürk’ün köpek sevgisi ve
köpeklerinden bahsedeceğiz.

Atatürk’ün hizmetinde olan Cemal Granda hatıralarında şunları aktarır:

“Atatürk’ün en sevdiği hayvanın at olduğunu biliyorum. Fakat köpeği de çok severdi. Bu
vefakâr iki hayvana ayrı ayrı sevgi besler, onlara çok acırdı.”

Atatürk, bütün hayvanları severdi ama köpeklere olan sevgisi bambaşkaydı. Atatürk’ün ilk
köpeklerinin ismi Alev ve Can’dı. Sonra Coli (Joli) adında bir köpeği daha oldu.


Ӏ. Dünya Savaşı sırasında Bulgaristan Ataşemiliterliği’nden dönüşünde “Alp” adını verdiği,. Dünya Savaşı sırasında Bulgaristan Ataşemiliterliği’nden dönüşünde “Alp” adını verdiği,
seter cinsi, iri bir köpek getirmişti. Alp, Atatürk ile o kadar çok zaman geçirme ayrıcalığına
sahipti ki, onun sabah kalkış saatini dahi ezberlemişti. Atatürk’ün sabah uyanış vakti biraz
gecikince hemen telaşlanır ve üzerine çıkıp onu uyandırmaya çalışırdı. Alp, Atatürk’ün
yanından bir an olsun ayrılmak istemez, kapısının önünde beklerdi. Onun izni olmadan da
kimseleri içeri sokmazdı.

Atatürk, Kurtuluş savaşı sırasında Yunan komutanlarının ortada kalan av köpeğini
sahiplenmiştir. Beyaz, sarı karışık bir av köpeği olan köpeğin adı “Alber”dir. Atatürk’ün
köpek sevgisi, Alber üzerinde de fazlasıyla tezahür etmiştir. Zira Atatürk, Alber’in ölümüne
çok fazla üzülmüştür. Üzüntüsü henüz geçmemişken başka bir köpek sahiplenmiştir. Onun adı
da “Foks”tur.

Atatürk’ün Foks’u sahiplenişi hakkında iki farklı rivayet vardır. İlki, Yalova’da seyyar
fotoğrafçılık yapan Hasan Efendi’den 50 lira gibi önemli bir paraya, Foks daha yavruyken
satın almıştır. İkinci kaynağa göre ise Foks’un büyük bir devlet tarafından Atatürk’e hediye
edildiğidir.

Foks, uzun yıllar boyunca Atatürk’ün yanında mutlu ve rahat bir ömür sürmüş, ȃdeta onun endeta onun en yakın arkadaşlarından biri olmuştur. Atatürk de Foks ile yakından ilgilenmiş; her hȃdeta onun enlini,hareketini, duruşunu takip etmiştir. Beslenme düzeninden, çiftleşme zamanlarından her zaman haberdar olmuştur.

Foks, Atatürk’ün yanından neredeyse hiç ayrılmamıştır. Onunla birlikte yatar, kalkardı.
Atatürk’ün yurt gezilerinde ona eşlik ederdi. Atatürk’ün gireceği yere, ondan önce girer; sanki
onun geldiğini haber verirdi. 27 Ocak 1925’de Silifke’ye geldiğinde yanında köpeği Foks da
vardı. Şapka devrimi için geldiği Kastamonu’da da yine Foks yanındaydı.

Fakat sonraları, köşke ikinci bir köpek gelmesini kıskanan Foks, hırçınlığına hırçınlık
eklemiştir. Bir gün Atatürk kucaklamak isterken Foks, onun elini ısırır. Elinde derin yara
açmasına rağmen Atatürk, Foks hakkında kızgın olmamıştır. Bu olaydan sonra Foks köşkten
ayrılmış ve bir çiftliğe gönderilmiştir.

Atatürk’ün hoşuna gideceği düşüncesiyle Foks’un dondurulmuş derisi bir camekânda
sergilenir. Ancak Atatürk, çok sevdiği hayvan dostunu bir anda öyle görünce kendini kötü
hissetmiştir ve “Sevdiğim bir mahlûku böyle görmek istemem, kaldırın onu!” demiştir.
Atatürk’ün emriyle Foks’un dondurulmuş bedeni kaldırılmış, ama bir şekilde muhafaza
edilmiş ve günümüze kadar gelmiştir. Foks, 2002 yılında açılan Atatürk ve Kurtuluş Savaşı
Müzesi’nde sergilenmektedir.

Atatürk’ün köpek sevgisi ve onlara duyduğu merhamet, hassasiyet o kadar derindir ki;
sahiplendiği köpeklerden ayrılırken çok üzülmüştür. Bu ayrılıklar da hiçbir zaman keyfi
olmamış, hayvan dostlarını hiçbir zaman yarı yolda bırakmamıştır. Günlük, haftalık değil;
ömürlük sahiplenmiştir tüm hayvan dostlarını.

Bir hayvanın hastalandığı için öldürüleceğini duyan Atatürk şunları söyler:

“Çocuğum olmadığında isabet varmış. Eğer bir evlat kaybetmek felaketine uğrasaydım,
kalbim bu elem ve kedere dayanamazdı.”

CEVAP VER

Lütfen yorumunuz giriniz.
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.